Zamanın Ruhu: Türk Basınında Mizah Dergilerinin Serüveni

Osmanlıca “mecmua,” Arapça cmˁ kökünden gelen macmūˁat مجموعة  “derlenmiş şey, koleksiyon” sözcüğünden alıntıdır ve “mecmu” kelimesinden türemiş olduğu düşünülür.[1] “Derlenmiş, toplanmış,” veya “toplama, derleme” anlamında ilk kullanımına ise tarihte Zemahşerî (ö. 538/1144) tarafından yazılan sözlük Mukaddimetü’l-Edeb’de (1300 yılından önce) rastlanmıştır. Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve kelimenin bu anlamıyla kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kesin olarak bilinmemekle birlikte yazılı kaynaklarda rastlanmasından daha önce sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir. Bir veya birden fazla yazarın/şairin nesir veya nazım formundaki eserlerini bir araya getiren cönk gibi mecmua da âyetler, hadisler, fetvalar, dualar, hutbeler, şiirler, ilâhiler, şarkılar, mektuplar, latifeler, lugaz ve muammalarla birlikte fevaidleri de içerir. 19. yy sonlarından bu yana özellikle Cevdet Paşa tarafından derlenen fıkıh külliyatı (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, 1872-80) için kullanılmıştır.

“Dergi” ise Nişanyan Sözlük’teki tarihsel etimoloji araştırmasına göre 11. yüzyılda térgi “kurulu sofra” anlamında (Kaşgarî, Divan-i Lugati’t-Türk, 1073), 15. yüzyılda dérgü “açılıp dürülen sofra” anlamında (Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432] kullanıldığını görürüz. Modern dilde ise 20. yüzyılda dergi olarak “koleksiyon, mecmua” anlamında kullanılmaya başlanmıştır (Cumhuriyet gazetesi, 1934).[2]

Dergilerin süreli yayınlar olmaları nedeniyle devamlılıkları olması esastır ve bu sebeple de bu tür yayınlar olayların, görüşlerin akışını takip etmek açısından tutarlı kaynaklardan biridir. Tarihsel olayların, kurumların, hanedanlıkların geçirdiği süreçlerin günlükler şeklinde yazıldığı vakayinamelerden farklı olarak, dergilerde çıkan yazılar bireysel görüşlerin ifade edildiği, sanatsal ve edebi yazıların yer aldığı, hatta siyasal propaganda aracı olarak kullanıldığı bir alan olarak görülmüştür. Bu son özelliği nedeniyledir ki, Türk basınında başlangıcından günümüze zaman zaman dergilerin yayınlanmaları kesintiye uğramış, bazen tamamen faaliyetleri durdurulmuş, bazen de el değiştirerek farklı editörler ve yayın yönetmenleri tarafından yayımlanmıştır.

Araştırmacılar mizah dergilerinin tarihini üç dönemde incelemektedirler: 1870-1876 yıllarındaki ilk dönemde daha çok sözlü mizah unsurlarının yer aldığı “Osmanlı mizahı” olarak tanımlanan ilk dönemdir.[3] Otuz yıl aradan sonra II. Meşrutiyet’in ilanının ardından yeniden yayıncılığa başlayan dergilerin Batı tarzı karikatürü ve görsel unsurları yerel kültürle sentezledikleri ikinci dönemdir. Cumhuriyet sonrasında ise çizim ve görsel mizahın sözlü mizahın önüne geçtiği üçüncü dönem olarak görülebilir. Her ne kadar tarihsel inceleme açısından ele alındığında bu tür bir kategorize etme rehber olsa da bu tür unsurların birbiri içinde yer aldığı, bir özelliğin bazı açılardan bir sonraki dönemde de devamlılığının görüldüğü söylenebilir.

Dergicilik tarihimizin başlangıcındaki Türkçe-Fransızca olarak yayımlanan Vekayi-i Tıbbiye [4] (1850-1852), Cumhuriyet öncesi dönemde Harf Devrimi öncesi Osmanlıca faaliyete başlayan dergiler arasında Afak [20 Zilhicce 1299 (2 Kasım 1882) – Cemaziyelevvel 1300 (1 Nisan 1883)], Düşünce [15 Temmuz 1918 (8 Ağustos 1918) – 15 Şubat 1338 (6 Haziran 1922)], Büyük Mecmua [6 Mart 1919 – 25 Kanunuevvel (Aralık) 1919], Milli Mecmua (1 Kasım 1923 – Eylül 1933) sayılabilir.[5]   

Türkçe mizah dergileri ise 1870’lerde başlasa da mizah dergilerinin basınımızda ilk kez 1850’lerde görülür: Hovsep Vartanyan Paşa tarafından 1852’de yayınlanan Boşboğaz bir adem, 1856’da yayınlanan Meğu (“Arı”) diğer dergidir.[6] Meğu, Osmanlı Devleti’nde 1856’da yayımlanan ilk mizah dergisiydi. Ermeni harfleriyle Osmanlıca olarak yayımlanan bu dergiden sonra yayımlanan ilk dergi Diyojen’dir.


[6] Çeviker, Turgut. (1986). Gelişim sürecinde Türk karikatürü I. İstanbul: Adam Yayınları, s. 17; Boşboğaz bir adem dergisi, Koç Üniversitesi Yayınları tarafından kitap haline getirilmiş, Murat Cankara tarafından Türkçeleştirilerek 2017’de yayımlanmıştır.  

Siyasi, edebi mizah türünde yayınlanan ilk dergi her ne kadar Diyojen olarak bilinse de onun yanı sıra Terakki gazetesinin eki olarak basılan dergiden de bahsetmek gerekir. Ali Raşid ve Filip Efendi’nin kurduğu Terraki gazetesinin 1870’te bir aylık süre için kapatıldığı sırada Filip Efendi gazeteden ayrılınca, gazetenin devamlılığını saplayan yayımlanmasını Ali Raşid üstlenmiştir. Siyasi mizah eki ise 13. sayısında Terakki Eğlencesi (1 Nisan 1871), 22. sayısında Terraki olarak geçer. 12 Nisan 1871’de isim değiştirerek Letaif-i Asar olarak yayımlanmıştır. Dergi sayıları iki sıra takip eder; gazete eki olarak yayımlandığı için salı günleri yayımlanan sayıları Terakki gazetesinin, cuma günleri yayınlanan nüshası ise Terakki Eğlencesi dergisinin sıra numarasını takip etmiştir. Derginin yayımlanan son sayısı 3 Ağustos 1872 tarihlidir ve dergi toplamda TerakkiTerakki Eğlencesi ve Letaif-i Asar isimleri altında toplam 172 sayısı yayınlanmıştır.[7]

Sahibi Teodor Kasabolan Diyojen, her ne kadar Terakki’den sonra yayın hayatına başlasa da kendi başına herhangi bir gazete eki olmadan basılan ilk mizah dergisidir. Haftada iki-üç defa olmak üzere İstanbul’da Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye Matbaası’nda basılmıştır. Basıldığı ilk sayısı 25 Kasım 1870’ten son sayısı 10 Ocak 1873 tarihleri arasında 183 sayı yayınlanmıştır.[8] Fransızca, Rumca ve Ermenice içeriği olan Diyojen, ağırlıklı olarak metin içeriğine sahiptir ve karikatür ile illüstrasyon sayısı yok denecek kadar azdır. 183 sayıda topu topu üçten fazla olmayan illüstrasyonu olması nedeniyle Diyojen için ilk karikatürlü ve çizimli mizah dergisi demek pek olası değildir. Yanlış bilinen doğrulardan biri gazeteye 120. sayıdan sonra karikatürlerin eklendiğinin söylenmesidir. Ancak Hamza Altın bu konuda dergi sayılarını inceleyip detaylı araştırma yaparak karikatürlerin bir elin parmaklarını geçmediğini tespit etmiştir.[9]  

Dönem itibarıyla mizah dergileri şu şekildedir:

1. I. Meşrutiyet Dönemi (1870-1877)

1870-1872: Diyojen, Terakki eğlencesi, Terakki, Letaif-i asar

1873: Çıngıraklı Tatar

1874: Latife

1875: Kara Sinan, Geveze

1876: Çaylak

2. II. Abdülhamid Dönemi (1878-1907)

Tokmak

Laklak

1898: Pinti, Beberuhi

1900: Davul

3. II. Meşrutiyet Dönemi (1908-1913)

1908: Hacivat, Tavus, Karagöz, Kukuruk, Hayal-i tasvir, Ezop, Musavver karnaval, Musavver geveze, Gagabırın ile İbiş, Tonton risalesi, Şakacı, Davul (1908-1909), Dalkavuk, Cingöz, Boşboğaz ile Güllabi

1909: İbiş, Neşter, Gramofon, Curcuna, Coşkun kalender, Alem

1910: Ham hum şaralob, Kibar, Eşşek, Çimdik, Arz-u Hal, Alafranga

1911: Cadaloz (veya Afacan), Züğürt, Lala, Şaka, Gecekuşu, Falaka, Malum, Çekirge, Cici, Cart beyim, Baba Himmet, Adl ü İhsan

1912: Cem (Djem)

4. I. Dünya Savaşı

1914: Feylesof

1918: Zeybek, Şeytan, Anafor

5. Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)

1919: Kartal, Deccal, Cadı

1920: Yarın, Anadolu’da peyam-ı sabah, Alay

1921: Yeni eğlence, Ayine, Anadolu’da kalem 1922: Peyam-ı sabah, Davul, Aydede, Akbaba

6. Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923-1928)

1924: Cingöz, Karatepeli, Kelebek, Yeni İbiş, Gelincik

1925: Vay vay

1927: Şeytan, Kaynana, Yeni Kalem

1928: Çalçene

7. Tek Parti Dönemi (1929-1945)

1929: Kartal

1930: Hoca Nasrattin, Kalem

1931: Bıldırcın

1936: Efe, Karikatür

1937: Babahindi

1942: Babacan, Amcabey

1870-1877 yıllarında 20 Osmanlıca mizah dergisi faaliyetini sürdürmüştür; ta ki 1877’deki Heyet-i Mebusan’ın mizah dergilerinin yayımlanmasını yasaklayana kadar. Bu yasak 1908’de II. Meşrutiyet döneminde anayasanın yürürlüğe girmesiyle kaldırılmıştır. 1878-1908 tarihlerine denk gelen II. Abdülhamid dönemindeki dergilerin çoğu İstanbul dışında Avrupa’nın çeşitli şehirleri ile Kahire’de Jön Türkler, mizah dergileri çıkartmıştır ve gizlice ülkeye sokulmuştur. Toplamda 1908 Ağustos’undan yılın sonuna kadar en az 34 mizah dergisi, yayınlanmasına rağmen 1914 yılına kadar Karagöz ve Kalem en uzun soluklu olanlardır; bu da dergilerin okuyucu tarafından ilgiyle karşılandığının bir göstergesidir. Osmanlı Devleti’nde dergilerin kaç adet basıldığına dair net bir sayısal bilgi yoktur. O nedenle de dergilerin okuyucu sayısı ve popülerliğini anlamak zorlaşmaktadır. Heinzelmann sadece Kalem dergisinin 1908 Kasım sayılarının 13.000 adet basıldığına dair bir bilgi bulabilmiştir.[10] Orhan Koloğlu ise Cem dergisinin sadece İstanbul’da 12.000 tirajı yakaladığını belirtmektedir.[11] Uzun süreli yayın hayatı olan Karagöz dergisinin ise bu dönemde ne kadar basıldığına dair net bir bilgi olmasa da en çok okunan dergi olduğu bilinmektedir.

Osmanlı döneminde mizah dergileri üzerine yapılan araştırmalar genellikle içerik, özellikle de edebi ve yazınsal inceleme şeklinde kalmış, ancak bu dergilerin toplum tarafından nasıl algılandığı, toplumsal yankıları ve toplum üzerindeki etkileri ile “algı tarihi” araştırılmamıştır. O nedenle bu dergilerin sanatsal ve sosyal önemleri hakkında detaylar konusunda belirsizlik vardır. Edebi içerik dışında karikatürleri ve çizimleri değerlendiren az sayıda çalışma da yapılmıştır.[12]  

Kalem ve Cem dergilerinin kadrosunda önemli kişiler yer alır. Eylül 1908’den 1911 yılına kadar yayın hayatı olan Kalem dergisi, Salah Cimcoz ve Celal Esat (Arseven) tarafından çıkarılmıştır. 1909 yılının Mart ve Eylül ayları arasında Kalem dergisine karikatür çizen İzzet Ziya (Turnagil), saray ressamıdır. Büyükbabası dahiliye vekilliği ve Cezair-i Bahr-ı Sefıd (Akdeniz adaları) valiliği yapan Abidin Paşa; babası ise Meclis-i Ayan üyesi olan Mustafa Nuri olan Sedat Nuri (İleri), Kalem dergisine karikatürleriyle destek vermiştir. 65 karikatürü yayınlanan İzzet Ziya (Turnagil), Georges d’Ostoya, Placek, Scarselli, Rigopoulos ve Papatrehas, derginin karikatüristleridir.

Cem dergisi ise Kalem dergisinin çizgisinde olmamakla birlikte tarz olarak onun bir devamı niteliğindedir. 10 Kasım 1910 tarihinde ilk sayısı çıkan Cem dergisinde Kalem dergisinde olduğu gibi Fransızca ve Osmanlıca bölümler vardır. Cem dergisinde çıkan karikatürlerin büyük kısmı derginin yayıncısı Cemil Cem’e (yaklaşık 250 adet) aittir. Cemil Cem’in dışında Sedat Süleyman Simavi’nin karikatürleri de yayınlanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ünlenen ve günümüzün Hürriyet gazetesinin kurucusu Simavi’nin de Cem dergisinde sadece 7 karikatürü yayınlanmıştır.

Cem / Djem, SKL koleksiyonunda bulunan diğer bir dergidir ve II. Meşrutiyet Dönemi (1908-1913) temsilcisi olarak incelenebilir.Elimizde bulunan sayılar derginin ikinci dönemine aittir ve “İkinci seri” olarak bilinir: No: 1- 33, 15 Kanun-i evvel 1927 – 2 Ağustos 1928. Derginin İlk serisi (43 sayı) yarısı Fransızca yarısı Türkçe (Osmanlıca) olarak; Cumhuriyet döneminde yayınlanan İkinci seri ise (49 sayı) Türkçe olarak çıkmıştır. Derginin 1911-1927 yılları arasında bir ara vermiştir. 12 Birinci Kanun 1928’den itibaren (son 16 sayısı) Latin alfabesiyledir. Elimizdeki cilt Cumhuriyet döneminde çıkan ilk 33 sayıdır. Kapak deseni ilk Türk grafik sanatçısı İhap Hulusi [Görey] tasarımıdır. Kapaklarda dönemin reklam ve ilanları da yine Görey yapmıştır. Görsel açıdan önemli bir yere sahip bu dergi, Türk mizah dergiciliğini “söz”den kurtaran çizer Cem’in (Cemil Cem), İttihatçıları çileden çıkarmıştır. İlk sayılarında Orhan Seyfi [Orhon] başyazarlık yapmış olsa da (No. 1-3) daha sonra büyük bir ihtimalle politik görüşlerdeki anlaşmazlık nedeniyle dergiden ayrılmasıyla başyazarlığı da derginin sahibi Cemil [Cem] yapmıştır. Refik Halit Karay ise Cem dergisinde çıkan metinlerin başyazarlığını yapmıştır. Metinlerini Kirpi, Vakanüvis ve Daranda gibi değişik takma adlarla imzalamıştır.

Aydede dergisinin yayın hayatı ise iki dönemde incelenebilir: İlk dönem, 2 Ocak 1922’den 9 Kasım 1922’ye kadar geçen süreçte Osmanlıca basılan süreci kapsar. Bu ilk dönemde dergi Refik Halit Karay tarafından İstanbul’da haftada iki gün yayımlanmıştır. İkinci dönemi ise Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon tarafından Mayıs 1948- Nisan 1949’daki sayılarını kapsar ve hepsi ilk 90 sayının devamı olarak, 91’in alt sayıları olarak numaralandırılmıştır.

Derginin ilk dönemine ait 1922 yılında basılmış Osmanlıca 90 sayının dijitalleştirilmiş versiyonları, Bonn Üniversitesi’nin koleksiyonlarında incelenebilir. SKL’de yer alan sayılar ise 1948 yılında yeniden yayın hayatına başladığı ikinci seridir. İkinci kez yaşamına başlayan derginin ömrü çok uzun olmadı. Cemal Refik, Fikret Ali, Semih Mümtaz, Melih Cevdet Anday, Fazıl Ahmed Aykaç, Ercümend Ekrem Talu gibi yazarlar ve Togo, Turhan Selçuk gibi karikatürcülerin katkısına rağmen, dergi fazla başarı sağlayamamış ve 1 Ekim 1949’daki 125. sayısında kapanmıştır.

İlk döneminde Aydede, Cem dergisi gibi yaptığı muhalifliği vatanseverlik karşıtlığına dönüştürmüş, yayınlarını halkın orduya ve Milli Mücadele’ye duyduğu inancı kırmaya yönelik propaganda aracı haline gelmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde, çözüm önermeden sadece eleştiriyi hedefleyen Aydede, yazar ve çizerlerinin kaliteli olmasına karşılık, ilkesi bulunmadığı için, İstanbul’daki sınırlı bir kesim dışında genellikle tepkiyle karşılanmıştır. Hemen hemen bütün yazı ve karikatürlerinde Milli Mücadele hareketinin eleştirildiği dergi, 30 Ağustos’ta zaferin kazanılmasından sonra Mustafa Kemal resimleri ve övgü yazılarına yer vermiştir. Derginin kurucusu ve başyazarı Refik Halit, Yüzellilikler listesinde yer alarak yurtdışına sürgün edilmiştir.[13] Derginin son sayısı Refik Halit’in İstanbul’dan ayrıldığı 9 Kasım 1922’de basılmıştır. Son sayıda ise Refik Halit’in hiçbir yazısına yer verilmemiştir. Bu tarihten sonra da Aydede’nin yönetimi Yusuf Ziya’ya bırakmıştı. Yusuf Ziya Ortaç, bir ay sonra Orhan Seyfi Orhon ile birlikte aynı kadro, aynı biçim ve yapısı ile Akbaba dergisini çıkarmıştır.

VEKAM’da yer alan Akbaba OsmanlıcaNo. 2[11 Kasım 1922 (Teşrin-i Sani, 1338) – No. 104 [3 Aralık 1923 (Kanun-ı Evvel, 1339)], ile harf devriminden sonra basılan dört sayısı yer alır [No. 23, 7 Haziran 1934, No. 25, 21 Haziran 1934, No. 26, 28 Haziran 1934, No. 70, 2 Mayıs 1935]. Sahibi ve genel yayın yönetmeni Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon’dur. Vatanseverlik temaları olan ve milliyetçilik tandanslı bir dergi olan Akbaba’nın yayın hayatı üç dönemde incelenebilir: Birinci dönemi (1922-1931), önce 875+5 sayıdan oluşan, 1922-1928 yıllarında basılan Osmanlıca dönemidir. İkinci dönem ise 4 Ocak 1934 tarihli sayı ile başlayıp 1949’a kadar sürer. İkinci dönemin sonunda kesintiye uğrayan ve düzenli yayınlanmayan Akbaba, yayın hayatının üçüncü dönemini 489 sayı olarak basıldığı 1952-1961 yılları arasında, 126 sayısının yayınlandığı 1961-1964 yılları arasında ve en son 744 sayısının basıldığı 1964-1977 yılları arasındaki süreci kapsar.

Türk siyasi mizah alanındaki en uzun soluklu dergidir. 7 Aralık 1922’de yayım hayatına “Pazartesi ve Perşembe günleri yayımlanan milletsever mizah gazetesi” sloganıyla başlayan diğer siyasi mizah dergisi Akbaba, Aydede dergisinin Kasım 1922’de kapandıktan sonra oluşan boşluğu doldurma amacı güdüyordu. İki ünlü edebiyatçı çıkartmıştır. Yusuf Ziya ve Orhan Seyfi Orhon. 55 yıl boyunca yayın hayatını sürdüren Akbaba, Türk karikatüristlerinin pek çoğu için okul görevi görmüştür. 

Bu güçlü kadroyla çalışan ve haftalık yayımlanan Akbaba Dergisi’nin içeriğinin oluşturan unsurlar eleştiri yazıları, tiyatro oyunları, fıkralar, genç fırçalar köşesi ve karikatürlerdi. Derginin arka kapağında ilk yıllarında “Ecnebi karikatürleri” daha sonraki yıllarda da “Dünya karikatürleri” adıyla bilinen yabancı karikatüristlerin çizimleri yer alıyordu. Akbaba ilk başta 208 sayı olarak yayımlandı ve kapanıp 1933’te yeni harflerle tekrar yayımlanmaya başladı. Bu süreçte zaman zaman aşırı muhalefet karşıtı içerikleri nedeniyle okuyucu kitlesini kaybetmesi bazen de ekonomik şartların zorlaması nedeniyle yayım hayatına ara verdi. Ama alanında siyasi mizah alanında en uzun süre yayımlanan dergi olmuştur. 

Akbaba biri 1931-1933 döneminde diğeri de 1950-1951 olmak üzere iki defa yayınını durdurmuştur. Bir görüşe göre tek parti döneminde Akbaba Cumhuriyet Halk Partisi destekçisi olması nedeniyle yönetim yanlısı duruşu nedeniyle okuyucularını kaybetmiştir, Liberal Cumhuriyetçi Parti’nin destekçilerinin 1930’lardaki, Demokrat Parti destekçilerinin de 1950’lardaki tepkisi nedeniyle okuyucularını kaybetmiş olduğu düşünülse de belli bir siyasi görüşe sahip mizah dergisinin bu risklere açık olacağı ve her görüşü de destekleyemeyeceği işin doğasından kaynaklanır.

Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923-1928)’nin diğer temsilcisi Yeni Kalem kurucusu ve başyazarı Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılmıştır. 6 Ekim 1927 – 23 Şubat 1928 tarihleri arasında basılan 19 sayısı “edebi, içtimai, mizah mecmuasıdır” şeklinde yayınlanmıştır.

SKL koleksiyonumuzdaki Kelebek dergisi Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923-1928) yayıncılığına örnektir. Koleksiyon sayıları 25 sayısını içerir: No. 53 [15 Nisan 1924 (Nisan, 1340)] – No. 77 [25 Eylül 1924 (Eylül, 1340)]. İstanbul’da Tanin Matbaası’nda basılan dergi 12 Nisan 1339 [12 Nisan 1923] – 25 Eylül 1340 [25 Eylül 1924] tarihlerinde toplam 77 sayı olarak çıkmıştır. Müdür-i Mes’ul Ahmed Şefik ve Mehmed Reşad, müdür ise Mahmud Es’ad’dır. 

Tek Parti Dönemi (1929-1945) temsilcisi SKL Koleksiyonu’nda yer alan Karikatür dergisidir. Sedat Simavi’nin kurucu editör olarak görev yaptığı Karikatür, ilk sayısını 1 Ocak 1936’da yayımlamıştı. Bu tarihten 18 Mart 1948’e kadar toplam 640 sayısı basılan dergi, Akbaba ile birlikte döneminin en önemli siyasi, edebi mizah dergisidir. Cemal Nadir, Ramiz Gökçe ve Orhan Ural gibi çizerlerin elinden çıkan karikatürler dergi sayfalarını renklendirmiştir.

Kalem,tek partili dönemde Yusuf Ziya Ortaç tarafından Serbest Fırka’ya karşı muhalefet olarak yayımlanmıştır.  Sahibi Yusuf Ziya Ortaç, mesul müdürü Orhan Seyfi Orhon’dur. Karikatürler ise Ratip Tahir ile İhap Hulusi Görey’e aittir. 11 Eylül 1930 ile 26 Kasım 1930 (Teşrin-i Sani) tarihleri arasında olmak üzere toplam 12 sayı basılmıştır; SKL’de bunların hepsi incelenebilir.  

Dergiler tarihimizdeki çeşitli olaylara göre içeriği ve yayıncılık serüveni şekillenmiştir: Balkan sorunuyla aynı dönemdeki I. Meşrutiyet Dönemi’nde (1870-1877) daha çok Osmanlı azınlığı tarafından çıkarılan dergilerdir Balkan bölgesindeki Osmanlı imajı hakkında bilgi verir. II. Abdülhamid döneminde (1878-1907) Osmanlı Devleti’nde yasaklanan mizah yayıncılığının merkezinin ise Avrupa’ya ve kontrol edilmesi zor Kahire gibi bölgelere kaydığını, dergilerde yine Osmanlı ve Abdülhamid karşıtı içeriğe bolca yer verildiğini görürüz. II. Meşrutiyet Dönemi’nde ise (1908-1913) serbest bırakılan basın, özgürlüğü bulunca kendini İstanbul’un yanı sıra İzmir ve yurtdışında da basımı yapılan dergilerde kendini gösterir. Çoğunluğu kısa ömürlü olsa da bu dönemde yayına başlayan bu dergilerden uzun süreli, istikrarlı ve popüler olanı Karagöz’dür (1908-1968 arası basılmıştır). I. Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Zeybek gibi vatansever dergiler ise işgalcilerin hışmına uğramıştır. Milli Mücadele Dönemi’nde (1919-1922) ise Anadolu’ya umut ve moral olmaya çalışan bir yayıncılık anlayışı görülür. Bu dönemde yayın hayatına başlayan ve VEKAM koleksiyonunda bazı Osmanlıca ve Türkçe sayıları bulunan Akbaba da yine -zaman zaman kesintiye uğramakla birlikte-Türk mizah tarihinin en uzun soluklu dergisidir. Bu bakımdan dergiler veya eski deyişle “mecmualar,” hangi konuda yazılmış olurlarsa olsunlar basıldıkları dönemin sosyal, siyasi, tarihi, fenni, iktisadi, edebi, sanatsal anlamda zamanın ruhunu yansıtan aynalardır. 


[1] Uzun, Mustafa İsmet. (2020) “Mecmua.” TDVİA, erişim tarihi 10 Temmuz 2020 https://islamansiklopedisi.org.tr/mecmua; “Mecmu.” 2020. Etimoloji Türkçe, erişim tarihi 10 Temmuz 2020https://www.etimolojiturkce.com/kelime/mecmu


[2] “Dergi.” (2020) Nişanyan Sözlük, erişim tarihi 10 Temmuz 2020 https://www.nisanyansozluk.com/?k=dergi


[3] Öngören, Ferit. (2004) “Selçuklu’dan Meşrutiyet’e.” Toplumsal Tarih, 122, s. 68.


[4] Bayrak, M. Orhan. (1994). Türkiye’de gazeteler ve dergiler sözlüğü. İstanbul: Kül yayınları, s. 153.


[5] Öztürk, Nuran. (2011). Siyasetten edebiyata Türk basınında dergiler (1883-1957). İstanbul: Başlık Yayın Grubu, s. 7. 


[7] Demirkol, Gökhan. (2016). “Türkiye’nin ilk Türkçe mizah dergisi: Terakki.” Akademik Bakış, 10 (19): 142-160.  Erişim tarihi, 5 Temmuz 2020 http://www.gaziakademikbakis.com/makale/gab-T-2018-57


[8] Çapanoğlu, Münir Süleyman. (1979). Basın tarihimizde mizah dergileri. İstanbul: Garanti Matbaası, s. 144.


[9] Altın, Hamza. (2017). “Osmanlı hiciv matbuatında Ermenilerin oynadığı role dair örnekler.” Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7 (14): 27-44. DOI: 10.29029/busbed.327880


[10] Taşkın, Figen. (2012). Osmanlı karikatüristlerinin gözünden Balkan krizi (Yazar: Tobias Heinzelmann). Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, 0 (6): 162-171. Erişim tarihi 12 Temmuz 2020, https://dergipark.org.tr/en/pub/iuydta/issue/950/10712


[11] Koloğlu, Orhan. (1994). “Cem” Dünden bugüne İstanbul ansiklopedisi, C. 2, s. 397. İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı ortak yayını.


[12] Heinzelmann, Tobias. (2004). Osmanı karikatüründe Balkan sorunu, 1908-1914. İstanbul: Kitap Yayinevi.


[13] Bingöl, Sedat. (1989). “Yüzellilikler bir ihanetin anatomisi.” Tarih ve Toplum Dergisi, 12, 70.